Sanayici üretirken devleti finanse ediyor: Devreden KDV yükü büyüyor

Haber gorseli

İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı İSO İkinci 500 araştırmasına göre şirketlerin devreden KDV tutarı bir yılda yüzde 25,2 artarak 580 milyon dolara ulaştı. Daha önce açıklanan İSO 500 verileriyle birlikte değerlendirildiğinde ise büyük sanayi kuruluşlarının devreden KDV alacağı yaklaşık 3,8 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşıyor.

Ekonomist Deniz Eresen, bu tablonun sadece muhasebesel bir veri olmadığını, şirketlerin işletme sermayesini doğrudan etkileyen önemli bir finansman unsuruna dönüştüğünü belirtiyor.

Eresen’e göre devreden KDV, teknik olarak şirketlerin devletten olan alacağını ifade ediyor. Ancak bu alacak uzun süre bilançolarda beklediğinde işletmeler açısından fiilen finansman ihtiyacı doğuruyor. Çünkü şirketler üretim yaparken ödedikleri KDV’yi nakde çeviremiyor ve bu kaynak işletmenin kasasına dönmediği için ilave kredi kullanmak zorunda kalabiliyor.

Özellikle faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde bu durumun maliyetinin katlanarak arttığını ifade eden Eresen, “Şirketler kendi faaliyetlerini finanse etmek yerine, bir anlamda kamuya faizsiz kaynak sağlamış oluyor. Bu da işletme sermayesini zayıflatırken finansman giderlerini artırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Sanayicinin son dönemde en önemli sorunlarından birinin finansmana erişim olduğuna dikkat çeken Eresen, krediye ulaşmanın zorlaştığı ve maliyetlerin yükseldiği bir ortamda devreden KDV stokunun büyümesinin şirketlerin nakit akışını daha da zorladığını söylüyor.

Eresen’e göre burada temel mesele vergi oranlarından çok, sistemin işleyişi. İhracat, yatırım ve üretim süreçlerinde oluşan KDV alacaklarının daha hızlı sonuçlandırılması, şirketlerin bilançosundaki atıl kaynağın ekonomiye geri dönmesini sağlayabilir. Böylece firmaların kredi ihtiyacı azalırken finansman maliyetleri üzerinde de rahatlatıcı bir etki oluşabilir.

Ekonomistler, devreden KDV’nin büyüklüğünün yalnızca vergi sistemine ilişkin bir gösterge olarak değil, aynı zamanda reel sektörün likidite koşullarını yansıtan önemli bir gösterge olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. 

Finansmana erişimin en çok konuşulduğu mevcut konjonktürde, bilançolarda biriken KDV alacaklarının üretim, yatırım ve nakit yönetimi üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde de gündemde kalması bekleniyor.

yok

Author: Tolga Yıldız